Fitness to Flyby KlinikSkor

Uzun bir uçuştan sonra bacakta pıhtı oluşması, yolcuların en çok duyduğu ama en çok da yanlış bildiği konulardan biri. "Ekonomi sınıfı sendromu" diye anılır, çünkü ilk dikkat çeken vakalar dar koltuklarda saatlerce kıpırdamadan oturan yolculardı. Tıbbi adı derin ven trombozu, kısaca DVT: bacağın derin toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması demek.

Önce rahatlatıcı kısım. Çoğu insan için bu risk küçük. Ama sıfır değil, ve bazı kişilerde belirgin biçimde yükseliyor. Hangi grupta olduğunuzu bilmek, uçuştan önce ne yapmanız (ya da yapmamanız) gerektiğini belirler.

Uçakta pıhtı neden oluşur

Ana sebep karmaşık değil: hareketsizlik. Saatlerce diz bükülü, kıpırdamadan oturduğunuzda baldır kaslarınız çalışmaz. Normalde bu kaslar her adımda bacaktaki kanı yukarı, kalbe doğru pompalar. Pompa durunca kan bacak toplardamarlarında göllenir, akış yavaşlar, ve yavaşlayan kanda pıhtı oluşma eğilimi artar.

Kabin koşulları da konuşulur, düşük hava basıncı ve düşük nem gibi. Bunların bir katkısı olabilir ama asıl mekanizma hareketsizlik. Aynı risk uzun tren, otobüs ya da araba yolculuğunda da var; uçağa özgü bir durum değil. Eşik kabaca dört saat. Bu süreyi aşan yolculuklarda risk ölçülebilir biçimde artıyor.

Risk gerçekte ne kadar

WHO'nun bu konudaki büyük araştırması (WRIGHT projesi) net bir sonuç verdi: dört saatten uzun bir yolculuk pıhtı riskini yaklaşık iki katına çıkarıyor. Kulağa kötü geliyor, ama küçük bir sayının iki katı yine küçük kalır. Sağlıklı bir kişide dört saati aşan bir uçuşta mutlak risk yaklaşık 6.000'de 1.

Başka bir kohort çalışması aynı şeyi uçuş başına ifade etti: her 4.656 uzun uçuşta bir pıhtı olayı. Risk uçuş süresiyle ve kısa aralıkla yapılan çok sayıda uçuşla artıyor, yani üst üste binen uzun seferler birikiyor. En yüksek olduğu dönem uçuştan sonraki ilk iki hafta; sekizinci haftaya doğru normale dönüyor. Belirti veren ciddi pıhtılar ise nadir: 14 gün içinde her bir milyon yolcuda yaklaşık 27 vaka.

Bu rakamları panik için değil, ölçü için veriyorum. Sağlıklı, ek risk faktörü taşımayan biri için uzun bir uçuş, üzerine özel önlem alınmasını gerektiren bir tehdit değil.

Kimin riski yüksek

Asıl önemli grup bu. Aşağıdakilerden biri sizde varsa riskiniz ortalamanın belirgin üzerinde:

  • Daha önce DVT ya da akciğer embolisi (PE) geçirmiş olmak
  • Bilinen bir pıhtılaşma bozukluğu (trombofili)
  • Aktif kanser veya kanser tedavisi görmek
  • Yakın zamanda geçirilmiş ameliyat ya da ciddi travma
  • Gebelik veya yeni doğum yapmış olmak (lohusalık dönemi)
  • Östrojen içeren ilaç kullanmak, yani doğum kontrol hapı veya hormon tedavisi
  • Belirgin obezite
  • Çok kısa ya da çok uzun boy

Bu faktörlerden ikisi bir aradaysa risk daha da çıkıyor. Küçük ama ilginç bir ayrıntı: pencere kenarında oturmak hareketi zorlaştırdığı için riski yükseltiyor, ve obez yolcularda pencere koltuğunun riski birkaç kat artırdığı görülmüş. Koridor koltuğunun tavsiye edilmesinin sebebi de bu, kalkıp dolaşmayı kolaylaştırıyor.

Gebeyseniz ya da yakın zamanda doğum yaptıysanız bu liste sizi de kapsıyor. Gebelik kanı zaten pıhtılaşmaya daha yatkın hale getirir, ve uzun uçuş bunun üstüne biner. Gebelikte uçuşu ayrıca gebelikte uçak yolculuğu yazımızda ele aldık.

Nasıl korunulur, herkes için

Sağlıklı yolcu için öneriler basit, ve hepsi bedava.

Birkaç saatte bir kalkıp koridorda yürüyün. Oturduğunuz yerde ayak bileklerinizi düzenli olarak öne arkaya pompalayın, dizinizi açıp kapayın; baldır kasını çalıştıran her hareket işe yarar. Mümkünse koridor koltuğu seçin. Bacak hareketini kısıtlayan dar kıyafetten ve ayak altına tıkıştırılmış bagajdan kaçının.

Su içme konusunda dürüst olmak gerekiyor: bol sıvı almanın ya da alkolden uzak durmanın pıhtıyı önlediğine dair sağlam kanıt yok. Susuz kalmamak yine de makul ve zararsız, o yüzden öneriliyor. Ama "bol su içersem pıhtı olmaz" diye düşünmeyin, öyle bir garanti yok.

Yüksek riskli yolcu için: bunu hekiminizle konuşun

Yukarıdaki risk gruplarından birindeyseniz sağduyu önlemleri yeterli olmayabilir. İki kanıta dayalı seçenek var, ikisi de hekim kararıyla.

Birincisi diz altı, derecelendirilmiş kompresyon çorabı (bilekte 15-30 mmHg basınç sağlayan tip). Dokuz randomize çalışmayı birleştiren Cochrane derlemesinde bu çoraplar belirtisiz pıhtı oranını anlamlı ölçüde düşürdü, ve en çok fayda gören grup ek risk faktörü taşıyanlardı. Bildirilen bir yan etkisi de yok, yani düşük riskli bir önlem.

İkincisi, bazı durumlarda profilaktik düşük molekül ağırlıklı heparin (LMWH) iğnesi. Bu kesinlikle hekimin değerlendirmesiyle, uçuştan önce planlanır.

Halihazırda herhangi bir nedenle kan sulandırıcı (antikoagülan) kullanıyorsanız uçuş için ekstra bir şey yapmanıza gerek yok; sadece ilaç saatinizi yolculuğa göre ayarlayın.

Aspirin meselesi

Sık sorulan, ve net cevabı olan bir soru: uçuştan önce aspirin almalı mıyım? Hayır, rutin olarak önerilmiyor. Sebebi mantıklı. Buradaki pıhtı kanın yavaşlamasından kaynaklanıyor, ve bunu önlemek için antikoagülan etki gerekiyor, aspirinin sağladığı antiplatelet etki değil. Üstüne aspirinin kanama riski var (özellikle mide-bağırsak kanaması), ve uçuş pıhtısının zemindeki riski zaten çok düşük olduğu için bu kanama riski olası faydayı geçiyor.

Aspirinin kılavuzlarda göründüğü tek dar istisna şu: yüksek riskli bir yolcuda çorap da LMWH de uygulanamıyorsa, örneğin imkanların kısıtlı olduğu bir ortamda, hiç önlem almamaktansa aspirin kullanılabilir. Bu sizin kendi başınıza atacağınız bir adım değil, hekiminizin son çare olarak düşüneceği bir seçenek. Kendi kafanıza göre aspirin başlamayın.

Hangi belirtiler önemli, ne zaman doktora gitmeli

Pıhtı çoğu zaman uçuş bittikten sonraki günlerde, hatta birkaç hafta içinde belirti verir, uçakta değil. Bu yüzden uzun bir uçuştan sonraki dönemde şunlara dikkat edin.

DVT belirtileri genelde tek bacakta olur: şişme, ağrı, kızarıklık, dokununca ısı artışı, baldırda gerginlik ya da hassasiyet. İki bacakta simetrik hafif şişlik çoğunlukla sadece uzun oturmanın sonucudur. Asıl şüphelendiren şey tek taraflı, giderek artan şişme ve ağrıdır.

Akciğer embolisi, yani pıhtının akciğere gitmesi, acil bir durumdur. Ani başlayan nefes darlığı, nefes alırken batan göğüs ağrısı, çarpıntı, açıklanamayan öksürük (bazen kanlı) ya da bayılma varsa vakit kaybetmeden acile başvurun.

Uçmadan önce durumunu değerlendirmesi gerekenler

Geçmişte DVT veya akciğer embolisi geçirdiyseniz, kan sulandırıcı kullanıyorsanız, yakın zamanda ameliyat olduysanız ya da yukarıdaki yüksek risk gruplarındaysanız, uzun bir uçuş öncesi durumunuzu önceden değerlendirmek mantıklı. Uçuşa uygunluk ön değerlendirme aracımızla durumunuza karşılık gelen genel bilgiyi görebilir, sonrasında bunu kendi hekiminizle netleştirebilirsiniz.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi tavsiye yerine geçmez. Kendi durumunuz, kullandığınız ilaçlar ve uçuş planınız için hekiminize danışın.

Kaynaklar

  • WHO Research Into Global Hazards of Travel (WRIGHT) Project, Phase I Final Report, 2007
  • Kuipers S, et al. The Absolute Risk of Venous Thrombosis after Air Travel: A Cohort Study of 8,755 Employees. PLOS Medicine, 2007
  • American Society of Hematology (ASH) 2018 Guidelines for Management of VTE: Prophylaxis for Nonhospitalized Patients
  • American College of Chest Physicians (ACCP) Antithrombotic Therapy guidelines
  • Clarke MJ, et al. Compression stockings for preventing deep vein thrombosis in airline passengers. Cochrane Database of Systematic Reviews, 2016